GİRİŞ
Huzurdaki çalışma, limited ortaklıkta önemli miktarda şirket varlığının toptan satışının hukuki durumunu ele almaktadır. Bu neviden bir satış kararı almanın, anonim ortaklıkta olduğu gibi limited ortaklıkta da genel kurulun devredilemez yetkisi olup olmadığı tartışmalara konu olmuştur. Aşağıda mevzuatın durumu, Yargıtay uygulaması ve doktrin görüşleri ele alınmış ve kanaat bildirilmiştir.
KONU
I. Mevzuatın Durumu
TTK’nın limited ortaklıklarda genel kurulun devredilemez yetkilerini saydığı m. 616’da önemli miktarda şirket varlığının toptan satışına değinilmemektedir. Anonim şirketlere ilişkin düzenlemelerde ise TTK m. 408/2-f ve m. 538’de önemli miktarda şirket varlığının satışı konusuna değinilmiştir. TTK m. 538’de yaptığı atıf ile bu neviden bir satışın, ancak şirketin genel kurulunun sermayenin %75’ini oluşturan payların oyu ile gerçekleşebileceği belirlenmiştir. Bu hükmün kıyasen limited ortaklıklara uygulanıp uygulanmayacağı ise tartışma konusudur.
II. Yargıtay Uygulaması
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 6102 Sayılı TTK yürürlüğe girmeden hemen önce verdiği 06.04.2011 tarihli “…Yukarıda anlatılanlar karşısında dava konusu satış, limited şirketin tek malvarlığı olan ve üzerinde petrol ofisi kurulu arsa satışına ilişkin olduğuna göre, şirket müdürünün tek başına temsil yetkisine dayanarak bu taşınmazı satması TTK’nın 542. maddesi yollaması ile aynı Kanun 321. maddesi ve şirketin tüm malvarlığının elden çıkarılması da yine limited şirketlerde de uygulanması mümkün olan TTK’nın 443/2. maddesi hükmüne aykırılık oluşturduğu açıktır.” (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2010/4-650 Esas, 2011/67 Karar Sayılı İlamı) kararı ile 6762 Sayılı Kanunun 443/2. maddesinin limited
ortaklıklara uygulanabileceği ifade edilmektedir. TTK m. 538’in gerekçesinde de 6762 Sayılı Kanun m. 443’ün tekrarı olduğu vurgulandığı gözetildiğinde ortada yeni kanun döneminde Yargıtay’ın görüş değiştirmesini gerektirecek bir metin değişikliği olmadığı söylenebilir. Nitekim yakın tarihli Yargıtay kararlarında da bu tutum devam etmektedir. 11. Hukuk Dairesinin 16.06.2022 tarihli “…6102 sayılı TTK’nın 643. maddesinin yollamasıyla, TTK 538. maddesi (eTTK 443) uyarınca, şirket tasfiye aşamasında bile olsa, tasfiyeye yol açacak ölçüde şirket aktiflerinin toptan satılması şirket genel kuruluna ait mutlak bir yetkidir. Söz konusu yetkinin genel kurul yerine yönetim kurulu veya yöneticilerce kullanılması yokluk sebebidir.
Somut olayda, davalı K… … Ltd Şti hisselerinin %40’ının dava dışı …’a, %40’ının dava dışı …’e, %10’unun davacı …’a, %10’unun da davacı …’e ait olduğu, münferiden şirketi temsile yetkili müdür …’ün davalı şirkete ait taşınmazları davalı …’a satış yoluyla tapudan devrettiği ihtilafsız olup; devre konu taşınmazların şirketin tüm taşınmazları olup olmadığı veya tüm taşınmazları olmamakla birlikte şirketin asli faaliyetini yürütmesini imkansız kılacak ve tasfiyesine yol açacak ölçüde bir yekün oluşturup oluşturmadığı değerlendirilmemiştir. Yapılacak böyle bir araştırma sonrası şirketin tüm taşınmazlarının veya faaliyetini yapmasını engelleyecek ölçüde taşınmazının satıldığının tespiti halinde, söz konusu satışla şirketin dolaylı olarak tasfiyesinin yapılmış olduğu, oysa tasfiye aşamasında dahi aktiflerin toptan satım yetkisinin sadece genel kurulda olduğu dikkate alınarak davanın kabulü ile satış işleminin işleminin yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün
açıklanan sebeplerle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.” (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2020/8038 Esas, 2022/4957 Karar Sayılı İlamı) kararında kanunda geçen “önemli miktar” kavramını, şirketin tasfiyesine sebebiyet verecek derecede varlığın satışı olarak doldurmuş ve tasfiyede şirket organlarının yetkileri hakkındaki hükümlerin limited şirketlere de uygulanacağı (TTK m. 643) düzenlemesinden bahisle TTK m. 538’in de limited şirketlere uygulanacağına hükmedilmiştir. Bunun sebebi olarak da şirketin tasfiyesini gerektirecek derecede varlığının toptan satılmasının, şirketi fiilen tasfiyesi niteliğinde olduğu ve anonim şirkette tasfiye halinde şirket organlarının yetkilerine ilişkin düzenlemelerinin kıyasen limited şirketlereuygulanacağı gösterilmiştir. Aynı kararın muhalefet şerhinde ise “…Anonim şirket genel kurulunun görev ve yetkilerini düzenleyen TTK’nın 408/f maddesine göre önemli miktarda şirket varlığının toptan satışına karar vermek genel kurulun devredilmez yetkileri arasındadır.
Yine anonim şirketlerin tasfiyesi bahsinde bulunan TTK’nın 538. maddesine göre önemli miktarda aktiflerin toptan satılabilmesi için genel kurul kararı gereklidir. Limited şirketlerin düzenlendiği TTK’nın 573 ve devamı maddelerinde yukarıda sözü edilen anonim şirketlere ilişkin maddelere muadil bir madde olmadığı gibi anonim şirkete atıf yapan 644. maddede de gerek 408. maddeye, gerekse 538. maddeye herhangi bir atıf bulunmamaktadır. Bu durumda limited şirketlerde önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı veya tasfiye sürecinde önemli miktarda aktiflerin toptan satışı için hemen ve doğrudan genel kurul kararına ihtiyaç olduğunu söyleyemeyiz.
TTK’nın 616/i maddesine göre, limited şirketin feshine karar vermek genel kurulun vazgeçilmez yetkileri arasındadır. Bu halde somut olayda dava konusu şirketin işletme konusuna bakmamız gerekir. Başka bir deyişle davalı şirketin sahip olduğu taşınmazların toptan satımı şirketin amacının gerçekleştirilmesini imkansız kılıp, fesih sonucunu doğuruyor mu? Eğer fesih sonucunu doğuruyor dersek TTK’nın 616/i maddesine göre genel kurul kararı mutlaka aranacaktır.
Yetkisiz temsilcinin yaptığı işlemin hukuki akıbeti ise işlemin askıda hükümsüz olması, temsil olunanın işleme icazet vermesi ile birlikte işlemin geçmişe etkili olarak geçerli hale gelmesidir. (BK 46/1) Başka bir anlatımla, yetkisiz iradi temsilcinin gerçekleştirdiği işleme sonradan icazet verilerek işlemin geçerli hale geleceğine yönelik prensibin bir tüzel kişilik olan limited ortaklığa uygulanmasında varılacak sonuç, anılan işlemdeki hukuka aykırılığın müdürlere söz konusu işlemi gerçekleştirmek için yetki vermek hak ve yetkisini haiz organ yani genel kurul tarafından icazet verilerek düzeltilebilmesi ve böylelikle işlemin baştan itibaren geçerli hale getirilebilmesi imkanıdır.” denilerek; limited şirketlere TTK m. 538 ve 408’in uygulanamayacağı, ancak şirketin feshini gerektirecek derecede faaliyet konusunun gerçekleşmesini imkansız hale getiren bir satış halinde genel kurul kararının aranacağı, bu neviden bir satış işleminin yetkisiz temsil hükümleri uyarınca yokluk yerine askıda hükümsüz olduğu görüşleri beyan edilmiştir.
III. Doktrin Görüşleri
Doktrinde; limited şirketlere ilişkin önemli miktarda mal varlığı satışının genel kurulun devredilemez yetkilerinden olup olmadığı hakkında düzenleme yapılmamasının kanun koyucunun bilinçli olarak bıraktığı bir boşluk olabileceği (Levent Biçer/Esra Hamamcıoğlu Anonim Ortaklıklarda Genel Kurulun Devredilemez Yetkileri Kapsamında Önemli Miktarda Şirket Varlığının Toptan Satışı ve Uygulama Alanı, Kadir Has Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Haziran 2013, S. 1, s. 49) düşünülürken aksi yönde bu boşluğun kanun koyucunun hatasından kaynaklandığı (Abuzer Kendigelen, Türk Ticaret Kanunu-Değişiklikler, Yenilikler ve İlk Tespitler, İstanbul 2016 s. 309) görüşü de mevcuttur. Bazı yazarlar m. 408/f-2 düzenlemesinin kıyasen limited şirketlere uygulanabileceğinden bahsetmesine karşın (a.g.m. Levent Biçer/Esra Hamamcıoğlu) aksi görüşte (Ersin Çamoğlu, Anonim Ortaklık Genel Kurulunun Devredilemez Yetkileri Kapsamında Önemli Miktarda Şirket Varlığının Toptan Satışı, Prof. Dr. Sabih Arkan’a Armağan, İstanbul 2019, s. 330). yazarlar da mevcuttur.
KANAAT
I. Mevzuat lafzi manada incelendiğinde limited şirketlerde önemli miktarda mal varlığının toptan satışı hakkında karar almanın genel kurulun devredilmez yetkisi dahilinde olduğunu gösteren bir hükümden bahsedilemez. Zira organların yetkisine ilişkin anonim şirket hükümlerinin limited şirketlere uygulanması TTK m. 643 uyarınca tasfiye hali ile sınırlı tutulmuş ayrıca limited şirketlerde genel kurulun devredilemez yetkilerini sayan m. 616’da önemli nitelikte mal varlığının toptan satışı hakkında karar sayılmamıştır. Ancak kanun koyucunun limited şirketi öngörmesindeki ana neden şahıs ve sermaye şirketlerini birbirlerine yaklaştırıp kollektif ile anonim şirket arasında pay sahibinin yönetime daha çok dahil olduğu bir şirket disiplini inşa etmek olduğu göz ardı edilmemelidir. Kollektif şirkette önemli miktarda mal varlığının satışı ancak oy birliği ile mümkündür (TTK m.223). Anonim şirkette ise bu neviden bir satış için %75’lik çoğunlukta bir genel kurul kararı aranmaktadır (TTK m. 538, m. 421). Kanun koyucunun limited şirketi, bu iki şirket türü arasında konumlandırma maksadı güttüğü düşünüldüğünde önemli miktarda mal varlığının toptan satışı için genel en azından %75’lik bir genel kurul çoğunluğu aranması, kanunun lafzından zuhur etmese de ruhuna daha uygun olacaktır. Böyle bir kabulün ardından kanun koyucunun mevzu bahis boşluğu hata ile bıraktığını söylemek icap eder.
II. Yargıtay uygulamasında ise limited şirketlerde önemli miktarda mal varlığının toptan satışı için TTK m. 408/2-f ve m. 538’in uygulanabileceği ve genel kurul kararının zorunlu olduğu, bu kurala aykırılığın neticesinin ise yokluk olduğu görülmektedir. Yukarıda da belirtildiği üzere kanaatimce limited şirketlerde de önemli nitelikte mal varlığının toptan satışında genel kurul kararının aranması gerekmektedir. Yine de genel kurul kararının olmadan yapılan bu neviden satışların yokluk yaptırımına tabi olacağını söylememek icap eder. Zira bu neviden satışların çok büyük bir kısmı taşınmaz satışı olarak gerçekleşmektedir. Taşınmaz satışı da tapuda nezdinde gerçekleştikten sonra bu satışı yok hükmünde saymak mümkün değildir zira ortada geçersiz hale gelebilecek olsa da mevcut bir açıklayıcı tescil işlemi vardır. Ek olarak bu işlemin yok sayılması halinde tapuya güven halinde iyi niyetin korunması ilkesi de boşa çıkacaktır. Diğer yandan bu işlemin sonradan genel kurul onayı ile geçerli hale geldiği varsayımında ortaklık, ne yönetici ne de alıcı menfaatler dengesinde haksızlığa uğramamış konumda bulunacaktır. Hal böyle olunca duruma en uygun nitelemenin askıda hükümsüzlük olduğu kanaatindeyiz.
Av.Muhammed Said Karaaslan-İstanbul Barosu